Yeni Kooperatifimiz CEMRE KONUT

S.S. CEMRE Konut Yapı Kooperatifinin imzaları atıldı

CEMRE KONUT / LALE KULE

1+1 Küçük Konut, Büyük Rahatlık

CEMRE KONUT / LALE KULE

S.S. CEMRE Konut Yapı Kooperatif toplantısından görüntüler

CEMRE KONUT / LALE KULE

Hedef Kilitlendi

SİMGE KONUT

1+1 Küçük Konut, Çeyrek Altın, Akıllı Yatırım

SİMGE KONUT

1+1 Küçük Konut, Çeyrek Altın, Akıllı Yatırım

S.S. OBASYA TURİZM GELİŞTİRME KOOPERATİFİ

Mekanda yolculuk sağlayan bir kültür ve turizm projesidir

S.S. OBASYA TURİZM GELİŞTİRME KOOPERATİFİ

Üye Kayıtlarımız Başlamıştır

OBASYA Projesi Yuntdağlarında kurulacaktır.

31 Ağustos 2023 Perşembe

KOOPERATİFÇİLİK

Hayatımın 48 yılı kooperatifçilikle geçti. Aklım yettiği, elim ayağım tuttuğu sürece de kooperatifçiliğe devam etmek istiyorum. Kooperatifçilik benim severek yaptığım işim. Her konuda olduğu gibi kooperatifçilikte de eğitim şart. Ortaokul ve liselerde kooperatifçilik dersi okutulmalı mutlaka. Birlikte iş görme alışkanlığının gelişmesi için devlet kooperatiflere destek olmalı. TOKİ’ye tanınan ayrıcalıklar kadar istemeyiz ama kooperatiflere destek verilmeli mutlaka. Sadece birim kooperatiflere değil, üst birliklere de destek olunmalı, üst örgütlenme özendirilmeli. 

***

Manisa’da konut kooperatiflerinin bir tek üst kuruluşu kaldı o da kısaltılmış adı Manisa Birlik olan Yeni Manisa Konut Üretim Yapı Kooperatifleri Birliği. Manisa Birlik olarak, ortağımız olup olmadığına bakmadan kooperatiflere destek veriyoruz. Birlik başkanı olarak ben, kooperatifçilerin hiçbir sorusunu yanıtsız bırakmamaya, gücüm yettiğince yardımcı olmaya çalışıyorum. Bu konuda sadece Manisa’dan değil ülkenin yer yerinden gelen yardım isteklerine hayır demiyorum. 22 Eylül 2023 tarihinde ulusal turizm kongresi için Kütahya’da, 29 Eylül 2023 tarihinde de Gaziantep de Gaziantep Büyükşehir Belediyesinin düzenleyeceği Turizm Paneline katılıp Obasya deneyimini anlatacağım.  Kooperatifçilik üzerine sorularınız olursa sorabilirsiniz. Yardımcı olmaktan mutluluk duyarım.  Kooperatifçilik: Ortak sorunlarımızı ortaklaşa çözme sürecidir. 

EKONOMİK VE SOSYAL İŞBİRLİĞİ MODELİDİR 

Kooperatifçilik, bireylerin ve işletmelerin güçlerini birleştirerek ortak hedeflere ulaşmayı amaçlayan bir ekonomik ve sosyal işbirliği modelidir. Bu model, dayanışma, demokrasi, eşitlik ve işbirliği ilkelerine dayanır. Kooperatifler, dünya genelinde çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren ve yerel ekonomiyi destekleyen önemli yapılar olarak öne çıkmaktadır.

***

Kooperatifler, üyelerin ortak ihtiyaçlarını ve hedeflerini karşılamak için bir araya geldiği örgütlerdir. Konut, tarım, tüketim, üretim, turizm, finans, enerji, eğitim gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren kooperatifler bulunmaktadır. Bu tür yapılar, ekonomik güçleri sınırlı olan bireylerin ve küçük işletmelerin pazarlarda rekabet edebilmesini sağlar.

KOOPERATİFÇİLİK MODELİNİN TEMEL İLKELERİ ŞUNLARDIR:

Gönüllülük ve Açık Üyelik: Herkes, kabul edilen kurallara ve koşullara uyduğu sürece kooperatiflere üye olabilir. Üyelik gönüllüdür ve herhangi bir ayrımcılık yapmadan herkese açıktır.

Demokratik Kontrol: Kooperatifler, her üyenin eşit oy hakkına sahip olduğu demokratik bir yapıya sahiptir. Her üye, karar alma süreçlerine katılma hakkına sahiptir.

Üyelerin Ekonomik Katılımı: Üyeler, kooperatifin faaliyetleri için sermaye sağlarlar ve kâr/zarar paylaşımına katılırlar. Bu şekilde, kooperatifin ekonomik başarısı tüm üyeler arasında adil bir şekilde dağıtılır.

Bağımsızlık ve Özerklik: Kooperatifler, kendi iç işleyişlerini bağımsız bir şekilde yönetirler ve üyelerin çıkarlarını korurlar.

Eğitim, Eğitim ve Daha Fazla Eğitim: Kooperatifler, üyelerin ve personelin eğitimini teşvik ederler. Bu şekilde daha etkin ve verimli bir işbirliği sağlanır. Kooperatifler etkili demokrasi okullarıdır. 

İşbirliği ve Karşılıklı Yardımlaşma: Kooperatifler, üyelerin birbirlerine yardımcı olmalarını ve işbirliği yapmalarını teşvik ederler. Bu sayede daha güçlü ve sürdürülebilir bir yapı oluşturulur.

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ DESTEKLEYEN BİR MODELDİR

Kooperatifçilik, sadece ekonomik değil aynı zamanda sosyal ve çevresel sürdürülebilirliği de destekleyen bir modeldir. Küçük işletmelerin güçlenmesine, gelir eşitsizliğinin azalmasına, yerel ekonominin canlanmasına ve toplumsal dayanışmanın artmasına katkı sağlar. 

***

Ülkemizin kalkınmasında kooperatiflerden etkin biçimde yararlanılmalıdır. Bu nedenle kooperatiflerin gelişme aşamasında kooperatiflere destek olunmalıdır. Kooperatiflere verilen destek ülkenin kalkınmasına verilen destektir. 

ADİL VE DENGELİ BİR GELECEĞE DOĞRU İLERLEMEYİ AMAÇLAR

Sonuç olarak, kooperatifçilik, bireylerin bir araya gelerek güçlerini birleştirdiği, demokratik, eşitlikçi ve sürdürülebilir bir işbirliği modelidir. Bu model, ekonomik ve toplumsal fayda sağlayarak, daha adil ve dengeli bir geleceğe doğru ilerlemeyi amaçlar.




 

23 Ağustos 2023 Çarşamba

GEDİZ

Gediz nehrindeki kirlilik zaman zaman gündeme getirilse de temizlenmesi konusunda sonuç alıcı girişimler başlatılamıyor bir türlü. Ben Gediz nehrinde balık avlanan günleri biliyorum. Şimdi bırakın balığı kurbağalar, kaplumbağalar bile yaşamıyor. 

YAZIMIN BAŞINDA ÖNCE GEDİZ NEHRİNE İLİŞKİN BİLGİLERİ PAYLAŞAYIM:

Ege Denizine dökülen en büyük nehir Büyük Menderes nehridir. Büyük Menderes nehrinden sonra ikinci büyük nehir ise Gediz nehridir. İç Batı Anadolu'da Murat ve Şaphane dağlarından inen sular ile birleşmesi sonucu oluşmuştur. Gediz nehri, Anadolu'dan Ege Denizine dökülen bir nehirdir. Gediz nehri Kütahya ilimizden başlar. Uşak topraklarından Manisa'ya ve oradan Foça tepelerinden İzmir Körfezine dökülmektedir. Gediz nehri batıya ilerlerken kuzey bölgesinden Kunduzlu, Selendi, Deli iniş ve Dermek çaylarını sularına katmaktadır. Güney bölgesinden ise Kula volkanik yöresinden gelen küçük dereleri sularına katar. Gediz nehri Salihli ilçesinin kuzey doğusundan Gediz ovasına girerek Kemalpaşa Ovasından gelen Nil Çayını da alır ve Foça tepesinden İzmir Körfezine dökülmektedir.

***

Gediz nehri ülkemiz için önemli özelliklere sahiptir. Taşkın dönemlerinde Gediz nehri sık sık yatak değiştirir. Gün geçtikçe İzmir Körfezinde yer alan adalardan bazıları kara ile birleşmiştir. Böylece Delta Ovası içerisinde kalmıştır. Nehrin toplam uzunluğu 401 kilometredir. Gediz nehrinin su toplama havzası ise 17.500 kilometre karedir. Gediz havzasında ekonomik faaliyetler havzanın üçte birlik bölümünde gerçekleşir. Bu bölümler merkez, ova ve delta bölümleridir. Nüfusunun çoğunluğu endüstriyel faaliyet ve sulama tarım alanları olarak ova ve deltalarda yer almaktadır.

GEDİZ’İN KİRLİLİĞİNİ ÖNLEMEK İÇİN NELER YAPILABİLİR:

Atık Su Arıtma Tesisleri İyileştirilmesi: Sanayi ve evsel atıkların arıtılması Manisa'nın yaptığı gibi atık su arıtma tesislerinin kurulması ve etkin bir şekilde çalışması sağlanmalıdır. 

Su Kalitesi İzleme: Gediz Nehri'nin su kalitesinin düzenli olarak izlenmesi ve analiz edilmesi önemlidir. Kirlilik kaynaklarının tespit edilmesi ve buralara mutlaka arıtma tesisleri yapmadan tam temizliğin sağlanamaması bilinen bir gerçek. 

Sanayi Atıklarının Kontrolü: Sanayi işletmeleri, üretim süreçlerinden kaynaklanan atıkları kontrol altında tutmalı ve çevre dostu üretim yöntemlerine geçiş yapmalıdır.

Tarımın Sürdürülebilir Hale Getirilmesi: Tarım faaliyetleri, tarım ilaçları ve gübreler nedeniyle su kirliliğine yol açabilir. Sürdürülebilir tarım uygulamalarını benimseyerek, kimyasal kullanımını azaltmak gereklidir.

Eğitim ve Farkındalık: Halkın ve yerel toplulukların su kaynaklarının önemini ve korunmasının gerekliliğini anlamalarını sağlayacak eğitim ve farkındalık programları düzenlenmelidir.

Çevre Yasalarının Uygulanması: Çevre koruma yasaları etkili bir şekilde uygulanmalı ve çiğnenen durumlarda gerekli cezai yaptırımlar uygulanmalıdır.

Ekosistem Restorasyonu: Nehir çevresindeki ekosistemlerin restore edilmesi, su kalitesini artırabilir. Bitki örtüsünün korunması ve erozyonun önlenmesi bu çaba içerisinde önemli bir rol oynar.

Atık Yönetimi: Evsel atıkların düzgün bir şekilde toplanması, yönetilmesi ve geri dönüştürülmesi önemlidir. Çöplerin nehre atılmasının engellenmesi gereklidir. Manisa Büyükşehir Belediyesinin yaptığı çalışma örnek alınmalıdır.

İşbirliği ve Koordinasyon: Asıl yapılması gereken, Gediz güzergahındaki yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, akademisyenler, sanayi temsilcileri ve halk arasında işbirliği ve koordinasyon sağlanarak, Gediz Nehri'nin korunması için ortak bir çaba gösterilmelidir.

400 KİLOMETRE YÜRÜMEYİ GÖZE ALIYORUM

Bu öneriler, Gediz Nehri'nin kirliliğini önlemek veya azaltmak için atılabilecek adımlardan sadece birkaçıdır. Bence içinde bilim adamlarının da yer alacağı çevreci bir grup Gediz’in kaynağından başlayarak, döküldüğü yere kadar izlemeli, kirlilik kaynaklarını saptamalı ve bir rapor hazırlamalıdır. Belgesel kamuoyu oluşturmada önemli bir katkı sağlayacaktır. Gerçekten etkili bir çözüm için böyle güncel bir rapora ihtiyaç var. Ben 78 yaşında olmama karşın 400 kilometre yürümeyi göze alıyorum. Bu inceleme ve raporlama çalışmasını Gediz’in temizlenmesi için güzel çalımalar yapan Manisa Büyükşehir Belediyesi destek verebilir. 

KATILIM OLMADAN ATILIM OLMAZ

Biz avlayamasak da çocuklarımızın balık avlayabileceği temiz bir Gediz bırakmak, Ege Denizine temiz bir suyun akışını sağlamak, Gediz’i canlandırmak hepimizin ortak amacı olmalıdır. Katılım olmadan atılım olmaz. 





 

16 Ağustos 2023 Çarşamba

SİTE VE TOPLU YAPI YÖNETİMİ

Son günlerde, site ve toplu yapılarda aidatlarının yükselmesine yönelik önlemler alınacağına ilişkin haberler duymaya başladık.  Bu durum kat maliklerinin sitelerini yönetemediklerinin açık kanıtıdır. Eğer kat malikleri olarak sitelerimizi yönetemiyor, aidatları belirleyemiyor kararlar alıp uygulayamıyorsak, kentlerin ve ülkenin yönetimine yurttaşlar olarak etkin biçimde katıldığımızı, demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla işlediğini söyleyemeyiz. Site yönetimi de demokrasi de katılım olmadan olmaz…

***

Manisa’da apartman yönetiminden söz edilirken, Güzelyurt Mahallesinin kurulmasıyla Site ve Toplu Yapı Yönetimleri gündeme geldi. Konut sahibi olmakta birlikteliğin yararını somut biçimde görenler, site ve toplu yapı yönetimlerinde başarılı çalışmalar sergilerken, kat malikleri değiştikçe yönetimin zorlaştığı, keyfileştiği “ben yaptım oldu” uygulamalarının yaygınlaştığı görülüyor. “Yöneticimiz; yasa, plan, program, kural dinlemiyor ama çalışıyor” diyenleri duydukça kahroluyor insan.

APARTMAN VE SİTESİNİ YÖNETEMEYEN TOPLUM KENTİNİ VE ÜLKESİNİ DE YÖNETEMEZ

Ülkemizde Apartman, Site ve Toplu Yapı Yönetiminde başarılı olunduğunu söylemek mümkün değil. Evet, başarılı olanlar var ancak sayıları çok az. Bence başarısızlığın temel nedeni, tartışarak karar üretmeyi üretilen kararlara tartışmasız uymayı yeterince bilmeyişimizdir. Oysa apartman, site ve toplu yapı yönetimleri kentlerde demokrasinin başlangıç noktasıdır diyebiliriz. Böyle deyince de, apartmanını ve sitesini yönetemeyen bir toplumun demokrasiyi özümsediğini ve ülkesinin yönetimine etkin biçimde katıldığını da söylemek mümkün olmayacaktır. Sitelerin nasıl yönetildiğine bak ülkenin nasıl yönetildiğini anlarsın…

KAT MALİKLERİ OLARAK KENDİ KENDİMİZİ YÖNETMEYİ ÖĞRENMELİYİZ

Site yönetimi, bir mülk veya yapı kompleksinin günlük işleyişini düzenleyen ve yöneten bir süreçtir. Bu süreç, mülk sahipleri, yöneticiler ve kiracılar arasındaki iletişimi kolaylaştırmayı, tesislerin etkin ve verimli bir şekilde çalışmasını sağlamayı amaçlar. Burada, uyulması gereken mevzuat Kat Mülkiyeti Kanunu ve Site Yönetim Planıdır. Ne yazık ki, kimse kanunda ve site yönetim planında ne yazıldığını pek önemsemez. Seçilen Site ve Apartman Yöneticilerinde “Mademki beni seçtiniz ben dilediğim gibi yönetirim” anlayışı vardır genellikle. Örnek mi istiyorsunuz? Hemen vereyim. Bir apartmanın boyanması renginin değiştirilmesi için kat maliklerinin beşte dördünün, yüz kişilik bir sitede 80 kişinin yazılı izni gerekir. Peki, buna uyan var mı? Yok elbet. Başlayan tartışmalar sonucunda anlaşmazlıklar, kırgınlıklar çıkıyor ortaya ve sonuç yargıya kadar gidiyor. Yasaları, yargıtay kararlarını okuyun lütfen. Keyfi yönetim olmaz. Kat maliklerinin ve yöneticilerin uyması gereken hükümler var. Demokrasilerde düzen kurallara uyarak sağlanır…

SİTE YÖNETİMİ, SAKİNLER ARASINDAKİ İLİŞKİLERİ GÜÇLENDİRİR

Site Yönetimleri neler yapar? Site yönetimi, tesislerin bakımını, onarımını ve kullanımını düzenler. Bu sayede tesislerin ömrü uzar ve verimli bir şekilde kullanılır. Site yönetimi, güvenlik önlemlerinin alınmasını ve acil durum planlarının oluşturulmasını sağlar. Bu da sakinlerin ve çalışanların güvenliğini artırır. İyi bir site yönetimi, sakinler arasındaki ilişkileri güçlendirir. Sorunların hızla çözülmesi ve iletişimin sağlanması, iyi komşuluk ilişkilerinin devam etmesini destekler.

SİTE YÖNETİMİ, AİDATLARIN YÖNETİMİNİ SAĞLAR

Site yönetimi, kat sahiplerinden ve kiracılardan alınan aidatların yönetimini sağlar. Bu paralar, bakım, personel maaşları gibi giderler için kullanılır. Giderlere katılım payını kat malikleri belirler, yönetim de kat maliklerinden aldığı yetkiye dayanarak yasalara uygun biçimde harcama yapar. Site yönetimi, düzenli ve koordineli bir şekilde yürütüldüğünde hem sakinler hem de mülk sahipleri için olumlu sonuçlar doğurur. Site yönetimi seçilirken, mülkün büyüklüğü, karmaşıklığı ve sakinlerin ihtiyaçları dikkate alınmalıdır.

Birde birden çok yapının olduğu Toplu Yapılar var. Toplu yapı kavramı ve uygulamaları yaygın olmadığı için yeterince bilinmiyor.  Toplu yapı yönetimi, birden fazla blokun bulunduğu binaların yönetimini düzenlemek amacıyla oluşturulan bir sistemdir. Örneğin, Güzelyurt Mahallesindeki Öncü Sitesinde ve Birlik Sitesinde Toplu Yapı Yönetimleri var. Bu sistem, bina sakinlerinin ve mülk sahiplerinin ortak çıkarlarını korumayı ve binaların etkin bir şekilde işlemesini sağlamayı amaçlar.

***

Tapuların eki durumunda olan Toplu Yapı Yönetim Planının her kat malikinin elinde olması gerekir. Öncü Sitesinde çoğaltıp kitap halinde dağıtmıştık. Hatta Öncü Sitesinin Toplu Yapı Yönetim Planı sadece Manisa için değil, tüm kentler ve siteler için örnek alınan bir plan olmuştu.  Toplu yapılar bu plana göre yönetilir.  Kararlar toplu yönetim planına uygun olarak alınır. Bu yapılmadığında, toplu yapı yönetimi ve kat malikleri için sıkıntı yaratan sorunlar ortaya çıkar.

MAHKEMELER, SAVCILAR, YARGIÇLAR, AVUKATLAR SORUN ÇÖZMEK İÇİN VAR

Toplu yapı yönetim planına uygun kararlar alındığında, ne kararı alanlar ne de uygulayanlar için sorun çıkar. Yönetimde temel ilke açıklık olmalıdır. Gizlilik kuşku yaratır, kuşku gelişmeyi önler. Kat Maliklerini, kavgasız gürültüsüz, kırmadan kırılmadan yapmayı başardığımızda, demokrasimiz de güçlenmiş olacaktır. Site ve toplu yapı yönetimleri demokrasinin ilk basamağıdır. Toplantıda ne yapıyoruz? Yaptıklarımızı anlatıp, aklanıyoruz ya da aklanmıyoruz. Yapacaklarımızı anlatıp, giderlere katılım payını yani aidatı belirliyoruz ve yetkiler alıyoruz. Seçiliyoruz. Demokrasi bu işte. Yerel yönetim meclislerinde de TBMM de de yapılan budur. Uygarca tartışmayı, kendimizi karşımızdakinin yerine koymayı birbirimize saygılı olmayı öğreneceğiz. Tartışarak karar almayı, aldığımız kararlara tartışmasız uymayı öğreneceğiz. Tatmin olmadıysak, kendimizi haklı görüyorsak, bağırıp çağırma ortamı germe yerine yargıyla gideceğiz Mahkemeler bunun için var. Savcılar, yargıçlar, avukatlar bunun için var.  Uzun sözün kısası, apartmanlarımızı, sitelerimizi ve toplu yapılarımızı yönetmeyi öğrenmekten başka seçeneğimiz yok, mutlaka öğrenmeliyiz. Öğrenmezsek öğretirler…




9 Ağustos 2023 Çarşamba

KENT KONSEYİ

Kent Konseyleri daha da etkinleştirilerek yerel katılımın güçlü ve etkin bir aracı durumuna getirilebilir.

Bunun sağlanabilmesi için, katılımın şart olduğunu belediye yönetimleri ve kent halkı bilmeli. Katılım olmadan atılım olmuyor. Manisa’da Kent Konseyi'nin kurucu başkanlığını yapmış bir kişi olarak, kentimizde ve diğer illerde yapılan çalışmaları izlemeye çalışıyorum.  Tüm kurum ve kuruluşlarda olduğu gibi kent konseylerinde de sürdürülebilirlik önemlidir. Her başkan değiştiğinde, sil baştan yapmak gelişmeyi yavaşlatıyor.

ÖNERİLER OY BİRLİĞİ İLE KABUL EDİLİRDİ

Başkanlığım döneminde, Belediye meclisine öneriler götürürdük. Götürdüğümüz öneriler oy birliği ile kabul edilirdi. Türkiye’de ilk kez, kentli yurttaşlarımızın belediyelerden ve kamu kuruluşlarından aldığı hizmetten memnuniyetini ölçen "Vatandaş Karnesi" adını verdiğimiz çalışmayı Dünya Bankasından ve TOBB’dan aldığımız destekle, kamuoyu araştırma şirketine yaptırmıştık. Yaptığımız çalışma öncü ve örnek bir çalışma olmasına karşın soran bile olmadı.

***

Türkiye’de projelere hibe veren TKDK, Zafer Kalkınma Ajansı ve AB kuruluşları kar amacı gütmeyen kooperatifleri STK gibi değerlendirirken, Kent Konseyi toplantılarına önceki yöneticilerin ve kooperatif temsilcilerinin çağrılmayışını eksiklik olarak görmek gerekir. Soran, sorgulayan, araştıran, proje üreten, üretilmesine katkıda bulunan etkin yurttaşlar kent konseylerinin doğal katılımcılarıdır.

KENT KONSEYLERİ DEMOKRATİK MEKANİZMALARDIR

Kent konseyleri, Türkiye'de yerel yönetimlerin öncülüğünde kurulan, kent sakinlerinin katılımını sağlayarak kent yönetimi ve karar alma süreçlerine aktif bir şekilde katılmasını hedefleyen demokratik mekanizmalardır. Kent konseyleri, kentte yaşayanların ortak ihtiyaçları ve talepleri doğrultusunda çözümler üretilmesini sağlamak, yerel yönetimlerle işbirliği yapmak ve kent yaşamının geliştirilmesine katkıda bulunmak amacıyla oluşturulmuş önemli bir platformdur.

***

Kent konseylerinin temel hedefi, kent sakinlerinin çeşitli katılım mekanizmaları aracılığıyla yerel yönetimlerin faaliyetlerine etkin bir şekilde katılmalarını ve bu süreçte kentlerine sahip çıkmalarını sağlamaktır. Katılımcı demokrasi anlayışı çerçevesinde, kent konseyleri, kentin sosyal, ekonomik ve çevresel alanlarında karar alıcıları bilgilendirmek, öneriler sunmak ve ortak akılla çözümler üretmek için çalışmalar yürütürler. Bu bağlamda kent konseyleri, yerel yönetimlerin yanı sıra sivil toplum örgütleri, üniversiteler, meslek odaları ve diğer paydaşlarla etkin bir işbirliği içerisinde faaliyet gösterirler.

KENT KONSEYLERİ AKTİF OLARAK FAALİYET GÖSTERMEKTE

Kent konseyleri, Türkiye'de 1992 yılında ilk defa İzmir Konak Belediyesi öncülüğünde hayata geçirilmiştir. Daha sonra 2005 yılında çıkarılan 5393 sayılı Belediye Kanunu ile kent konseyleri resmi bir statü kazanmış ve diğer belediyeler tarafından da benimsenmiştir. Bugün Türkiye genelinde birçok belediyenin bünyesinde kent konseyleri aktif olarak faaliyet göstermektedir.

KENTİN FARKLI KONULARINDA ÇALIŞMALAR YÜRÜTÜRLER

Kent konseyleri, çeşitli komisyonlar ve çalışma grupları oluşturarak kentin farklı konularında çalışmalar yürütürler. Bu çalışmalar arasında çevre ve kentsel dönüşüm projeleri, kültürel etkinlikler, eğitim programları, gençlik ve kadın çalışmaları, trafik ve ulaşım düzenlemeleri gibi birçok farklı konu bulunmaktadır. Kent konseyleri aynı zamanda düzenledikleri toplantılar, seminerler ve etkinliklerle kent sakinlerini bilgilendirmek ve onların görüşlerini almak için önemli bir platform sağlarlar.

KENTLERİN İHTİYAÇLARI VE TALEPLERİ DAHA İYİ ANLAŞILIR

Kent konseylerinin varlığı, yerel yönetimlerin daha şeffaf ve hesap verebilir olmasını sağlarken, kent sakinlerinin de yönetim süreçlerine etkin bir şekilde katılmalarını sağlar. Bu şekilde kentlerin ihtiyaçları ve talepleri daha iyi anlaşılır, halkın farklı kesimlerinin temsil edildiği katılımcı bir yönetim anlayışı benimsenir.

KENT KONSEYLERİ ÖNEMLİ BİR YAPILANMADIR

Sonuç olarak kent konseyleri, Türkiye'de yerel yönetimlerin katılımcı demokrasi anlayışını güçlendiren ve kent sakinlerinin yönetim süreçlerine aktif olarak katılımını sağlayan önemli bir yapılanmadır. Kentlerin sorunlarının ortak akılla çözüldüğü, paydaşlar arasında işbirliğinin arttığı ve yerel yönetimlerin daha şeffaf ve hesap verebilir olduğu bir yönetim modeline katkıda bulunurlar. Bu nedenle, kent konseylerinin varlığı ve etkin çalışmaları, kentlerimizin daha yaşanabilir ve sürdürülebilir bir geleceğe doğru ilerlemesine katkı sağlamaktadır.

ÖNERİLER GETİRMEYİ SÜRDÜRECEĞİM

Ülkemizde ne yazık ki, güzel amaçlarla kurulan birçok kurum, kuruluş, STK ve benzerleri kısa sürede sıradanlaşıyor. Hatta giderek yasak savma amacıyla yapılan göstermelik duruma düşüyor. Manisa Kent Konseyi için öneriler getirmeyi sürdüreceğim. Önerimin ilki, 31 Mayıs - 5 Haziran tarihleri arasında yapılan Manisa Tarzanı ve Çevre Günleri Etkinliğinin her yıl Kent Konseyi öncülüğünde düzenlenmesidir. Kent Konseyleri her yıl farklı konularda geniş katılımla etkinlikler düzenlemelidir.




1 Ağustos 2023 Salı

ORMANLARIN VE AĞAÇLARIN ÖNEMİ

Yıllardır küresel ısınma denilip duruyor. Buzullar eriyor. İklim değişiyor. Kimsenin önemsediği yok. Elle gelen düğün bayram geleneği devam ediyor. Bir tarafta orman yangınları diğer yandan, ağaç kesimleri tüm hızıyla devam ederken, hepimizin özellikle ormanların dünyamızın yaşanabilir kalmasına sağladığı katkıyı bilenlerin yüreği yanıyor. Manisa’nın diktiği ağaçlarla Yeşil Manisa olarak anılmasına büyük katkı sağlayan Manisa Tarzanı, kent dışında olduğu bir zamanda kesilen ağaçları kente döndüğünde görünce kalp krizi geçirmiş ve 64 yaşında yaşamının yitirmişti. Manisa Tarzanı’nın yaşadığı ve yeşillendirdiği bu güzel kentte yaşayanlar olarak ağaçlara sahip çıkmalı ağaç dikimini ve korunmasını hızlandırmalıyız. Bayrak diktiğimiz her yere ağaç dikmeliyiz. Bayrağımızın dalgalandığı her yer orman olmalı. Ormanlaşmaya uygun bir coğrafyamız var. 

DOĞAL DENGE TEHLİKEYE GİRİYOR

Doğanın en değerli hediyesi olan ormanlar, dünyamızın ekosistemini korumanın ve dengeli bir yaşam sürdürmenin temel direklerinden birini oluşturuyor. Ne yazık ki, günümüzde ormanların yok olması, ağaçların kesilmesi ve yangınlar nedeniyle doğal denge tehlikeye giriyor. Bu nedenle, ağaçların ve ormanların önemi, küresel ısınma iklim değişikliği üzerine bu kaçıncı yazım bilmiyorum ama yeni bir yazı yazma ihtiyacı duydum.

ORMANLARIN VE AĞAÇLARIN ÖNEMİ;

Ormanlar, Dünya üzerindeki en zengin ekosistemleri oluşturan hayati bölgelerdir. Çeşitli bitki ve hayvan türlerinin yanı sıra, insanlık için de hayati öneme sahiptirler. Ormanlar, yaşam kaynağı olan havayı temizler, iklimi düzenler ve su döngüsüne katkıda bulunur. Bunun yanı sıra, ağaçlar, dünya ekonomisinde önemli bir rol oynar ve insanoğlunun birçok ihtiyacını karşılar. Ancak, maalesef günümüzde ormanlar ve ağaçlar hızla yok olmaktadır.

Küresel ısınma, insan faaliyetlerinin en büyük sonuçlarından biridir. Fosil yakıtların yanması, sanayi faaliyetleri ve ormansızlaşma, atmosferdeki sera gazı salınımını artırarak dünyanın ısınmasına yol açar. Bu durum, iklim değişikliği olarak bilinir ve ciddi sonuçlara neden olur. Ormanlar, atmosferdeki karbonu emerek ve depolayarak bu süreci yavaşlatma konusunda önemli bir rol oynarlar. Ancak ormanların kesilmesi ve yangınlar, bu önemli doğal sürecin işleyişini bozuyor ve küresel ısınmayı hızlandırıyor.

ÇEVRESEL SORUNLARLA KARŞI KARŞIYA KALIRIZ

Ağaçların kesilmesi de, çevre için ciddi sonuçlar doğurur. Her yıl binlerce hektar orman alanı tahrip edilmekte ve bu durum birçok bitki ve hayvan türünün yaşam alanlarını yok etmektedir. Ormanların yok olması, biyolojik çeşitliliği azaltır ve nadir türlerin neslinin tükenmesine yol açabilir. Ayrıca, erozyon ve toprak kaybı gibi çevresel sorunlarla da karşı karşıya kalırız.

SOSYAL VE EKONOMİK SONUÇLARI VARDIR

Ormanların ve ağaçların yok olması sadece çevresel etkilere neden olmaz, aynı zamanda sosyal ve ekonomik sonuçları da vardır. Ormanlar, birçok topluluk için geçim kaynağıdır ve ağaçlardan elde edilen odun, kereste ve diğer ürünler, insanların temel ihtiyaçlarını karşılamada önemli rol oynar. Aynı zamanda turizm, rekreasyon ve ilaç endüstrisi gibi alanlarda da ormanlar önemli fırsatlar sunar.

ORMANLARI YAKMA, KENDİ YAŞAM ALANLARIMIZI TEHLİKEYE ATAR

İnsanoğlu, dünyanın en gelişmiş ve teknolojik yaratığı olabilir; ancak aynı zamanda doğanın en vahşi yaratığı olarak da kabul edilebilir. Ormanları yakma, ağaçları kesme ve doğayı tahrip etme eylemleri, kendi yaşam alanlarımızı da tehlikeye atar. Bu nedenle, ormanları korumak ve sürdürülebilir bir şekilde yönetmek, gelecek nesillerin sağlıklı bir çevrede yaşamasını sağlamak için hayati önem taşır.

AĞAÇ ÜRÜNLERİNİ TASARRUFLU KULLANMALIYIZ

Ormanların ve ağaçların korunması için hepimize düşen sorumluluklar vardır. Bireyler olarak, tüketim alışkanlıklarımızı gözden geçirerek kağıt, kereste ve diğer ağaç ürünlerini tasarruflu kullanmalıyız. Ayrıca, ormansızlaşmayı önlemek için bilinçli bir şekilde hareket etmeli ve geri dönüşümü teşvik etmeliyiz. Hükümetler ve sivil toplum örgütleri de ormanların korunması ve sürdürülebilir yönetimi için çaba göstermeli, ormansızlaşmanın önüne geçmeli ve ağaçlandırma projelerini desteklemelidir.

ORMANLAR VE AĞAÇLAR DOĞAL DENGENİN ANAHTARIDIR

Unutmayalım ki, ormanlar ve ağaçlar doğal dengenin anahtarıdır ve dünyamızın sağlıklı bir şekilde yaşamını sürdürebilmesi için onları korumak ve saygı göstermek zorundayız. Birlikte hareket ederek, doğal güzellikleri ve zenginlikleri gelecek kuşaklara aktarabiliriz. Şunu iyice anladık artık canlıların en vahşisi insan…





 

 
back to top