Yeni Kooperatifimiz CEMRE KONUT

S.S. CEMRE Konut Yapı Kooperatifinin imzaları atıldı

CEMRE KONUT / LALE KULE

1+1 Küçük Konut, Büyük Rahatlık

CEMRE KONUT / LALE KULE

S.S. CEMRE Konut Yapı Kooperatif toplantısından görüntüler

CEMRE KONUT / LALE KULE

Hedef Kilitlendi

SİMGE KONUT

1+1 Küçük Konut, Çeyrek Altın, Akıllı Yatırım

SİMGE KONUT

1+1 Küçük Konut, Çeyrek Altın, Akıllı Yatırım

S.S. OBASYA TURİZM GELİŞTİRME KOOPERATİFİ

Mekanda yolculuk sağlayan bir kültür ve turizm projesidir

S.S. OBASYA TURİZM GELİŞTİRME KOOPERATİFİ

Üye Kayıtlarımız Başlamıştır

OBASYA Projesi Yuntdağlarında kurulacaktır.

31 Ocak 2014 Cuma

Sevgi Kültürü

Sevgisizlik sadece bireylerde değil toplumlarda da travmaya neden oluyor. Sevgi olmadan pozitif enerji yaratılamıyor. Sevginin duygu enerjisini nasıl etkilediğini, nasıl onarıcı bir etkisinin olduğu bilinen bir gerçektir. Bir yetkilinin yaptığı sevgi dolu bir konuşmanın, dalga dalga Anadolu’ya yayıldığına, bir anda ülkenin pozitif enerjisinin yükseldiğine, yüzlerin güldüğüne hepimiz tanık oluyoruz.  Kin, öfke, nefret, düşmanlık, kıskançlık gibi olumsuz duyguların yerine şefkat, merhamet, bağışlayıcılık, yardımseverlik, iyilik yaparak mutlu olma, insanları sevme, iç huzura ve esenliğe kavuşma gibi duyguların yerleştirildiğini görsek ardından işlerin düzeldiğini de göreceğimizden hiç kuşkunuz olmasın. Yaşadığımız tüm sorunların kökeninde sevgisizlik var.

Yönetenlerin sevgiyi derinlemesine yaşaması, evrensel bir değer olarak algılayıp, yaşam biçimine dönüştürmesi ve bunu söylemine ve eylemlerine yansıtması huzurun sihirli anahtarı olabilir.  

Ne yazık ki, sevgi yerine korku tercih ediliyor genellikle. Kolaycı bir yaklaşım olduğu için, gelişmemiş toplumlarda, her şey korku üzerine biçimlendiriliyor. Ve korku kültürü egemen oluyor.

Yöneticilerin asık suratlı olması, annenin babanın çocuklarına sert görünmek için çaba harcaması, öğretmenin öğrencisini dövmesi hep korku kültüründen kaynaklanıyor. Ancak, korkutmanın da çözüm getirmediği, sürdürülmesinin de mümkün olmadığı da bilinmelidir.

İnsan, toplumun koyduğu kurallara, inandığı ve saygı duyup sevdiği için uymalı, verilecek cezadan korktuğu için değil. Kırmızı ışıkta sadece polis olduğu zaman değil, hiç kimsenin olmadığı zaman da durmalı. Hiç yalan söylememeli. Haksızlık yapmamalı.Yola tükürmemeyi, toplu bulunulan yerlerde sigara içmemeyi,  ayıplanmaktan korktuğu için değil,  insanları sevdiği için yapmalı.

En büyük evrensel değer, sevgi ve gelişim için çalışmaktır. Hem seveceksin, hem de gelişmeye gücünün yettiğince katkıda bulunacaksın. Hem seven, hem de toplumsal gelişmeye gücünün yettiğince katkıda bulunan insanlar çoğaldıkça, dünya daha yaşanası, insanlar daha mutlu ve gelecekten umutlu olacaktır.



Hiçbir kimse ülkemizde sevgi kültürünün etkin olduğunu söyleyemez. Çevrenize bakın, herkes birbirini korkutmaya çalışıyor. Devlet yurttaşı korkutarak, yaptıracağını yaptırmak isterken,  öğretmen öğrencisini, adam karısını, kadın çocuğunu korkutarak amacına ulaşmaya çalışıyor. Böyle olmasaydı. “Kızını dövmeyen dizini döver”, “Öğretmenin vurduğu yerde gül biter.”, “Kadının karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik etmeyeceksin”denilir miydi? İşkence olur muydu? Sokak ortasında, insanlar birbirinin gözünü patlatıp, ördürür müydü? Gencecik çocuklar ceplerinde silah ve bıçaklarla gezer miydi?  Evet, ülkemizde korku kültürü etkin durumdadır. Korkunun yerini sevgi almadıkça, yaşam hiç birimize anlamlı ve coşkulu gelmeyecektir.

Yaşamayı seviyor muyuz? Kendimizi, kentimizi, ülkemizi, dünyayı seviyor muyuz? Karşılıksız sevmeyi biliyor muyuz?  Yüreğimizi kin ve nefretten arındırabiliyor muyuz?  Bu soruları kendi kendimize sorduğumuzda, yanıtların pek olumlu olabileceğini düşünemiyorum. Yanıtlarımız olumlu olsaydı. Sevgi, barış, kardeşlik, işbirliği ve dayanışma olurdu. Herkes birbirinin gözünü oymak için fırsat kollamazdı. Herkes birbirinin kuyusunu kazmazdı. Herkes işini bir yana bırakıp sabah akşam dedikodu yapmazdı.

Sevgi ve gelişim iki evrensel değer. Bu değerleri yücelten kendisi de yücelir. Bu değerleri yücelten hem sevilir hem de gelişir. Sevmek üzerine birazcık kafa yorsak ve insanları sevmeye çalışsak, öfkeyi bir politika yapma biçimi olarak görmesek ne kaybederiz ki. Ancak sevgi kültürünü etkin kıldığımızda çok kazanacağımızdan hiç kimsenin kuşkusu olmamalı. Kin ve nefreti yüreğimizden atalım yerini sevgi dolduracağını ve sevgi dolu yüreklerin olduğu yerde korku kültürünün barınamayacağını hep birlikte görelim…


Mustafa PALA
31.01.2014

27 Ocak 2014 Pazartesi

Başkan Adayları Sahaya İndi

Tüm partilerin, Manisa Büyükşehir ve ilçelerinin belediye başkan adayları belirlenip açıklandı. Adaylar sahaya indiler. Çalışmalarını, uygar toplumlarda olduğu gibi sürdürüyorlar. Ankara’da mecliste yaşanan gerginliklerin yerelde yaşanmıyor olmasını sevindirici buluyor ve Ankara’daki politikacıların yereli örnek almalarını diliyorum.  Adaylar çalışmalar sırasında karşılaştıklarında, selamlaşıyorlar, el sıkışıyorlar, birbirlerine başarılar diliyorlar.  Birbirlerinin projelerini karalama yerine, kendi projelerini anlatıyorlar. “Onun yumurtası bayat” demiyorlar. “Benim yumurtalarım taze ve çift sarılı” diyorlar.

Ben Manisa’da yaşayan bir yurttaş olarak bir adaydan neleri duymak isterim ya da aday olsam neleri söylerim? Sorusunu sordum ve yanıtlarını sıraladım:
Demokratikleşmeyi, modernleşmeyi, insan onuruna saygıyı, eşitliği temel alan, çağdaş bir belediye olacağız. Hizmetleri en hızlı, ekonomik, etkin, verimli, zamanında ve yeterli biçimde sunacağız.
Bilgi ve iletişim teknolojilerinden en geniş şekilde yararlanan mekanizmaları oluşturacağız.
Demelerini ve bu konuda güvence vermelerini beklerim.

Belediyede, katılımcı, çoğulcu, etkin, demokratik, hesap veren, açıklığı temel ilke edinen, bilgi edinme hakkına saygılı, çağdaş bir yönetim anlayışının etkin olacağını duymak isterim.

Yüksekokul ve üniversite öğrencilerine, huzurlu, çağdaş yurt ve barınma olanakları sunulmasını,
bedelsiz rehabilitasyon ve koruyucu sağlık hizmetleri sağlanmasını, desteğe muhtaç engellileri, kimsesiz çocukları ve bakıma muhtaç yaşlıları sahiplenen koruyucu sosyal hizmetlerin ve sosyal yardımların verileceğini duymak isterim.

Kadınların toplumsal ve ekonomik yaşama katılımlarını sağlayıcı, kadın erkek eşitliğini güçlendirici projelerin gerçekleştirileceğini, tarihi ve kültürel mirasa sahip çıkılarak korunacağını, müzelerin geliştirileceğini, halkın kullanımına acık, bilgisayar ve İnternet destekli kütüphanelerin yaygınlaştırılacağını duymak isterim.

Kırsal ve kentsel turizmin alt yapısının ihtiyaca cevap verecek çerçevede oluşturulacağını ve bu sektöre yönelik hizmetlerin daha etkin hale getirileceğini söylemelerini beklerim.

Herkese spor yapma ve dinlenme alanı olanaklarının sağlanmasını, tüketici haklarına, kentli olma hakkına, çevre hakkına, gıda sağlığına duyarlılık gösterilmesini, kentte huzurlu ve kaliteli yaşam ortamının yaratılmasını, öncelikli görevler olarak ele alan ve bu konuda güvence veren Başkan Adayları olsun isterim.

Kadınlara ve gençlere beceri kazandıracak, Semt Evlerini, Kadın Sığınma Evlerini, Bakıma Muhtaçlar ve Yaşlılar Evlerini, Gençlik ve Kültür Merkezlerini, Halk Sağlığı Merkezlerini, Acık ve Kapalı Spor sahalarını yapacağım diyen adaylar görmek isterim.


Köşemin izin verdiği ölçüde özetlemeye çalıştığım bu istekleri gerçekleştireceğim diyen ve bunun inandırıcı biçimde kendisi de inanarak söyleyen başkan adayı yarışa bir adım önde başlamış olur.  Söylemedi demeyin bu köşe yazısında özetlenenler, bir bilemedin iki A4 sayfasında rahatlıkla anlatılabilir. Bence daha fazlasına gerek de yok.

Centilmence yarışan, davranış ve üslubuyla toplumsal barışa ve dayanışmaya katkı sağlayan tüm başkan adaylarına başarılar dilerim. Kazansak da kaybetsek de bu kentte dostluk içinde yaşayacağımızı sakın unutmayın. Manisa bizim, başka Manisa yok…


Mustafa PALA
24.01.2014

9 Ocak 2014 Perşembe

İlçemizin Adı Nasıl Yazılacak?



Sevgili Manisalılar işte size nur topu gibi bir tartışma konusu:  
Yine, üçe bölüneceğiz.  Bazı hemşerilerim, “YUNUSEMRE ilçemizin adı birleşik yazılacak” diyecek.
Bazı hemşerilerim  “Olur mu hiç ilçemizin adı YUNUS EMRE olarak ayrı yazılacak” diyecek.
Birçok hemşerimde  “aman sende,  birleşik yazılsa ne olur ayrı yazılsa ne olur” diyerek tartışmanın dışında kalacak.  Ve sonunda Manisa Valiliği bir yazı çıkararak sorunu çözecek.
Sonradan söyleyeceğimi baştan söyleyeyim:  Benim incelemelerimin ardından vardığım sonuç: Manisa’da yeni kurulan ilçenin adının YUNUSEMRE olarak birleşik yazılmasıdır. Ayrık yazıldığında büyük ozan Yunus Emre’yi, birleşik yazıldığında Yunusemre ilçemizi anlayacağız. “Yunusemre’nin altyapısı yetersiz” ya da “Yunusemre bugün sisli”  dediğimizde ilçemiz, “Gelin tanış olalım/İşi kolay kılalım/Sevelim sevilelim/Dünya kimseye kalmaz” gibi güzel dizeleri okuduğumuzda da, büyük halk ozanı Yunus Emre gelecektir aklımıza.


Bu sonuca nasıl vardım? Onu da açıklayayım hemen, İlçemizin kuruluşunu sağlayan 6360 sayılı yasaya baktım önce, ilçemizin adı birleşik yazılmıştır. Bununla yetinmeyip TDK’nun yazım kurallarına baktım. Yazım kuralı: “ Şahıs adları ve unvanlarından oluşmuş mahalle, meydan, köy vb. yer ve kuruluş adlarındaki unvan grubu; unvan kelimesi sonda ise, gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır.” Şeklindedir. Örneğin, Mustafakemalpaşa, Orhangazi ilçeleri gibi. Özel isimler kente sokağa herhangi bir yere verildiğinde ayrık yazılır. Örneğin, Celal Bayar Üniversitesi gibi. Yunus Emre ayrık yazılmalıdır, diyenlerin tezi, özel isim olduğu için ayrık yazılmalıdır şeklindedir. Yunus Emre’nin adı Yunus’tur.  Emre bir unvan olarak sonradan verilmiştir.  Emre sözcüğü dört çeşit anlam taşımaktadır. Aşık manası tüm kalbiyle aşkı hissettirebilecek kapasiteye sahip olduklarını, dost anlamı da sadık olduklarının bir ispatı olabilir. Beyaz gözlü anlamı ise temiz ve saf yürekli olduklarına işaret edilir.  Emre sözcüğünün bir çok anlamı yanında, önde gelen anlamı aşıktır. Emre’yi sonradan verilmiş bir unvan olarak düşüneceksek, TDK Yazım Kurallarına göre, ilçemizin adının Yunusemre şeklinde birleşik yazılması gerekecektir. Emre 13.yy yaşamız olan Yunus’un soyadı değildir. Böyle olsaydı elbet ki ayrık yazılacaktı. Gazi gibi, paşa gibi bir Ünvan olarak kabul ettiğimizde ilçemizin adının YUNUSEMRE şeklinde bitişik yazılması doğru olacaktır…

İlçemizin adı olarak Yunusemre bitişik mi yazılacak ayrık mı yazılacak konusu hemen bir karara bağlanmalı ve bu konuda birlik sağlanmalıdır. Manisa Valiliği, konuya ilişkin bir açıklama yapabilir. Ya da bu açıklamayı Yunusemre Kaymakamlığı yapar. Mutlaka bir yetkili kurum açıklama yapmalı ve ilçemizin adı her yerde aynı şekilde yazılmalıdır. Yunusemreliler için, ilçelerin adında bile anlaşamadılar denilmesini istemiyorsak, mutlaka bu konuda birlik sağlamalıyız. Ben Yunusemre ilçesinde yaşayan bir yurttaş olarak, Manisa Valiliğinden bir açıklama beklediğimi buradan duyurmak istiyorum.


6360  Sayılı Kanunda ilgili bölüm aynen şöyle:  “Manisa ilinde, ekli (12) sayılı listede belirtilen Manisa Belediyesinin mahalleleri merkez olmak üzere, aynı listede yer alan köyler ve belediyelerden oluşan “Yunusemre”  ilçesi ve aynı adla belediye kurulmuştur.
Yunusemre ilçemizin adının belediye başkan adayarımızın tanıtım afişlerinde ve basınımızda ayrık şekilde yazıldığını görüyoruz.  Yanılışın düzeltilmesine, birliğin sağlanmasına, ilgililerin yapacağı bir açıklama yeterli olacaktır. Bekliyoruz…


  
   






Mustafa PALA
09.01.2014  





 
back to top