13 Mart 2019 Çarşamba

EKONOMİ SANCILI

Büyüme oranı 2018 yılının dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %3 daraldı. Büyümedik küçüldük. Küçülmenin sonuçlarını, her alanda çarpıcı biçimde görüyoruz. Fiyatlar yükseliyor. Kuyruklar uzuyor. İşsizlerin sayısı artıyor. Kapanan fabrikalar ve işyerleri çoğalıyor.

2018 yılının dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak; tarım sektörü toplam katma değeri %0,5, sanayi sektörü %6,4 ve inşaat sektörü %8,7 azaldı. Ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetlerinin toplamından oluşan hizmetler sektörünün katma değeri %0,3 azaldı. Yollarda beton mikserlerini ve beton pompalarını, tuğla kamyonlarını görmez olduk. Uzun süredir yeni konut temelleri atılmıyor. İnşaat ustaları ve işçileri, iş bulamıyor. İnşaat firmalarının çoğu işçilerini çıkarmış, ekiplerini dağıtmış durumda.

Yıllardır söylüyorum, yazıyorum, bir ülkenin ekonomik durumunun en iyi göstergesi inşaat sektörüdür. İnşaat sektörüne bakın durumu iyiyse, ekonomiye bakmayın kötü olması mümkün değildir. İnşaat sektörünün durumu kötüyse, yine bakmayın iyi olması mümkün değildir. İnşaat sektörünün durumu iyi mi, değil. O zaman ekonomi de iyi değil. İnşaat sektöründe daralma 2017 yılında başladı ve 2018 yılında dibe vurdu. 2019 yılı da inşaat sektörü için kayıp yıl olacak. Ben onu bunu bilmem, ekonomiyi canlandırmanın yolu inşaat sektörünü canlandırmaktan geçer. Ülkemizde 6 ve 7 şiddetinde bir depremde yerle bir olacak milyonlarca çürük bina var. Bu binaların yenilenmesi ancak inşaat sektörünün desteklenmesi ve kentsel yenileme projeleriyle mümkün olacaktır.

Ülkemizin daralmadan, kalkınmaya geçebilmesi sadece sanayinin gelişmesiyle mümkün olmaz. Tarımında gelişmesi içinde gerekli önlemlerin alınması gerekiyor.
Sanayi desteklenecek, tarım teşvik edilecek, inşaat sektörünün önü açılacak. Ancak bunlar yapıldığında, işsizlik önlenir ve kalkınma sağlanır.
Kendine yeterli bir tarım ülkesi olduğumuzu söyledik durduk yıllarca. Ancak şimdi geldiğimiz duruma bakalım: Rusya ve Ukrayna’dan buğday, Brezilya ve Arjantin’den kırmızı et, Kanada’dan mercimek, Rusya’dan mısır, Fransa’dan arpa, Sri Lanka’dan çay, Amerika’dan pirinç,  Meksika’dan kuru fasulye, Hindistan’dan nohut, İran ve Şili’den üzüm alıyoruz. Oysa biz, tarımı desteklesek bu ürünlerin çoğunu ihraç eden ülke olabiliriz.

Bu yıl içinde, mutlaka borçlarımızı ödeyebilmek için borç para bulmak zorundayız. Borcu AB ülkelerinden ve ABD’den alabiliriz ancak. Bu nasıl olacak bekleyip göreceğiz.
Biz, gelişmiş ülkelere bakınca, tarımda gelişmek, gelişmenin öncüsü olmak bir yana takipçisi bile olamadığımızı görüyoruz. Başta AB ülkeleri olmak üzere, birçok gelişmiş ülke beş altı yıldır, büyük tarım işletmelerini değil, aile işletmelerini öneriyor ve destekliyor. Aile işletmelerinin, tarımda daha verimli olduğunu söylüyorlar. Tarımda aile işletmelerinin desteklendiği yeni bir program başlatmalıyız.
Parayı, zamanı, enerjiyi ve insan kaynağımızı akılcı kullanarak, yeni projelerle kalkınma seferberliğini hemen başlatmalıyız.

Hiç yorum yok:

 
back to top